AZİM VE KARARLILIK
Başarıya ulaşmak, azim, sabır, kararlılık ve ümit ister. Hatta korkaklık da başarı için iyi bir olgudur. Bunu birkaç örnekle açalım: Seçtiği hedefe ulaşamamayı, sermayesini ve sevdiğini kaybetmeyi düşünen herkeste bir korku vardır. Hele hele canını kaybetmekten korkmayan var mıdır? Korkular hem muhafaza etmeyi, hem de başarı basamağının ilkini teşkil eder. Korku olmasaydı sevdiklerimizi nasıl koruyacak ve muhafaza edecektik? İnsanı harekete geçiren menfaat duygusudur.
Bu duyguyla hareket eden insan hayatı yaşamaya başlar. Yaşarken kayıp ve kazançlar karşısına çıkar. Kazanmak için iç ve dış sistemleri bilmek ve anlamak zorundayız. Dışımızda her şey bir sistem içinde çalışırken, içimizdeki sistemi bilmezsek olur mu? İç ve dış sistemler hep birbirini destekleyen olgulardır.Şu anekdot bize ders verir mahiyettedir. Buyurun birlikte Okuyalım:
İki kurbağa süt kazanının sağında solunda dolaşırken içine düşer. Bir müddet keyifli keyifli yüzerler. Sonra sıkılıp çıkmak isterler. Ama bir türlü çıkamazlar. Yüzmekten yorulan kurbağalardan biri pes edip yüzmeyi bırakır ve kazanın dibine iner, ölüme teslim olur. Diğeri; “ölürsem de yüzerek ölüyüm, beni yaratan elbet bir çare gönderir” diyerek yüzmeye devam eder. Yüzen kurbağa çırpınırken, süt köpürür. Köpükler yağ tepeleri haline gelir.Kurbağa oluşan yağ tepesinin üstüne çıkar, kurtulmayı başarır.
Pes edip mücadeleyi bırakan, ümitsizliğe düşen kaybeder. Azim ve kararlılık gösteren kazanır.
Ümit, azim, sabır ve kararlılık başarının kaynağıdır. Yeter ki sistem bilinsin, birbirini destekleyen olgular düzenli kullanılsın.
7 sene önce damdan düşen bir arkadaşımın, omur kemikleri kırılır ve yatağa bağlı kalır. Bu arkadaşım imtihan üstüne imtihan geçirir. 21 yaşlarında bir kız yeğeni vardır. Kendisine 3-4 sene çok güzel hizmet eder. Fakat Allah o yeğenini beyin kanseri sebebiyle elinden alır. Yaptığı bir hata yüzünden kalçasını kırar. Yeniden ameliyat olur. İlerleyen sağlık durumu tekrar geriler. Kendisi bekar, 50 yaşlarında yalnız yaşıyor. Geçenlerde ziyaretine gittim, iyi gördüm. Dört ayaklı bir bastonu var, onunla her sabah yarım saat antrenman yapıyor. O antrenman sebebiyle, yataktan kalkamayan ve ayakta duramayan o insan yatağından kalkıp, bastonuyla tuvalete gidebildiğini, banyosunu ve bazı hizmetlerini yapabildiğini söylüyor.
Nasıl olsa felç oldum deyip kendini koyuvermemiş. Azim, sabır ve kararlılıkla antrenman yapıp kendini hayata bağlamaya çalışıyor. Ben bu işi başaracağım inancını bırakmamış.
Yenildiğini düşünen yenilir. Cesaretsizlik cesaretsizliği çağırır. Başaracağınıza inandığınızda başarırsınız. Problemler zor olduğu için problemdir. Büyük insanlar azimleriyle bizlere örnektirler. Hz. İbrahim’in ateşe karşı azmi, Hz. Musa’nın Firavun’a karşı azim ve cesaretle mücadelesi, Eyüp Aleyhisselamın hastalığına karşı sabrı, hepsini selamete çıkarmıştır.Şeyh Sadi Şirazi; çölde oğlunu kaybeden bir adamın hikayesini yazmış. Mehmet Akif Ersoy da Safahat isimli kitabının “AZİM” başlıklı şiirinde hikayeyi şöyle anlatmış. Ben birkaç beytini yazıyorum. Siz tamamını “Safahat’tan” okuyabilirsiniz.
“Karşımda ne görsem, “O!” dedim geçmedim asla.
Aldatsa da tahminimi binlerce heyyule
Azmimde fütur eylemedim, ye’si bıraktım…
Madem ki dünyadadır elbet bulacaktım…
Kumlarda yüzüp, zulmetin a’makına daldım;
Hep ruh kesildim… Ne boğuldum, ne bunaldım.
Tevfık-i İlahi edip en sonra inayet,
Gördüm gözümün nurunu karşımda nihayet.”
Mahkum olarak ye’se şu biçare peder de,
Evladını şayet o karanlık gecelerde,
Vazgeçmiş olaydı aramaktan, ne bulurdu?
Elbet biri candan, biri canandan olurdu.
Durmuş Göktekin